29 Mart 2011 Salı

Bebek, Yolculuk ve Oto Koltuğu Halleri...

 





Oto koltuğu kavramını duymam Ela'ya hamileyken oldu. Alınacak listelerinde gördüm. Araba ile yolculuk sevmeyen bir kişi olarak, (yürüyelim, toplu taşıma kullanalım, şartsa taksiye, uçağa, vapura, feribota binelim) çocukla ne kadar çok arabaya binmek zorunda kalacağımızı kestiremedim açıkcası. Sonra özellikle koltuksuz İngiltere'de hastaneden çıkmanıza izin verilmediğini öğrenince "bir koltuk şart" dedik. Ela henüz doğmamıştı ki gidip chiccodan auto-fix koltuğumuzu aldık. İngiltere'deki arkadaşımız mutlaka İsofix olsun ve britax alın dediği için öncelikle onları araştırdık. Ama yenidoğanın da binebileceği bir britax bulamadık. Chicco, (autofix biraz çakma isofix gibi geliyor kulağa:P) koltuğumuzu altınadaki parçasıyla (baza) beraber aldık.İyi ki de almışız... Zaten başka türlü olmasına imkan yokmuş. O baza olmadan bir kez taksiye bindik ve yol boyu huzursuzlandım durdum.

İlk kez uzun yola gittik Ela ile.

Aslında benim düşündüğümden güzel gitti. Yol boyu, şarkılar, türküler söyledik. Uyduruk koltuk örtüsü çok işe yaradı,terletmedi. Arabanın kliması iyiydi. En sıcak gün olmasına rağmen, yolarda bol çalışma olmasına rağmen sıkıntı çekmedik. Bol bol mola verdik, dinlendik. Kucağımıza aldık. Giderken görece daha rahattık. Dönüşte de sorun olmadı. Bir kez gerçekten ağladı ve sıkıldı. Yine şarkı, türkü ile idare ettik. Okuya okuya ezberlediğim kitabını ezbere okuyunca arabadakiler ve Ela çok şaşırdılar ve sevindiler. (Gittiğim her yere evim de gelir, ben evimi çok severim, hoşçakaaal...) Feribot sırasında dışarı çıktık ve rahatladık.

Yolculuk sırasında rutinimiz ilginçtir bozulmadı. Aynı saatlerde uyuduk, aynı saatlerde yemek yedik. Yol için milupanın hazır sebze yemeklerini tercih ettik. Akşam tahılı için tek kullanımlık mamalarından hazırladık. Yoğurt için de yine sütaş baby mix verdik. Büyük kolaylık.

Tekrar çıkacak olsak Ela'nın akşam uykusunu yola denk gelmeyecek şekilde ayarlamaya özen gösteririm. Giderken yola erken çıktık ve öğleden sonra yazlığa vardık. Dönüşte tatil sonrası trafiği ve feribot sırasına yakalandık, gece yarısına doğru gelebildik. Her ne kadar sonlarda uyumuş olsa da huzursuzlandı ve beni gerdi. Ben gerilince ister istemez, ne kadar etkilenmeseler de araçtakiler de etkileniyor. Tatsız. Keşke, keşke daha az gerilebilsem trafikte. İlerleme var, yine de benim zayıf noktam bu.

Eğer neden oto koltuğu almalıyım diye bir düşünceniz varsa, hiç düşünmeyin. Bu neden aşı yaptırıyoruz ki gibi bir soru. Araç koltuğu kazalardaki bebek ölümlerini %71 oranında azaltıyormuş. İkna olmazsanız, Kitubi'nin  yazısını okuyun.

Bu arada ben koltuğu yana monte etmek daha iyi diye biliyordum. Bugün internette gezinirken, orta koltuğa monte etmenin daha iyi olduğunu okudum bir kaç yerde. Hangisi daha doğru araştırmak lazım.

Bu arada fotoda gördüğünüz gibi, chicconun güneşliğindense biz beyaz örtü serinliğini tercih ettik. Arada altına girip çadırcılık oynadık.

Yolların favori şarkısı Ali Baba'nın Çiftliği. Bizim çiftliğe yeni hayvanlar geldi, arı, yılan, kurbağa, tavşan ve sincap gibi...

Listemiz sırasıyla şöyle:

Horoz - üüürürüü
Tavuk - gıtgıtdıdak
Kedi - mavv, miyyv, miyav
köpek - hav how, vorf
at - nihhaahhaha
eşek - ai ai
inek - mööö
kuzu - meeee
ördek - vakvak
kuşlar - cikcik
kurbağa - vrak, ku vak vak vak
arı - vızzz
yılan - tısss
tavşan - fırk fırk.. dişle.
sincap - cık cık cık
aslan - roaaarrrhh

Aklınıza gelen başka hayvan varsa, çifliğe bekleriz...